1 Ekim 2010 Cuma

İSTABUL'U SEVMEK
















İstanbul'u sevmek ölmek gibi birşey
Bir ömür boyunca durmadan yanmak
Erimek her gecesinde biraz daha
Her sabah alev halinde uyanmak

Anlaşılmaz,vazgeçilmez bir tutku bu şehir
En hüzünlü şarkıdır söylediği dalgaların
Bulamazsın çoğu gün bir dost yüzü arar da
Dalıp gidersin köpüklü izlerine mavnaların

İnsanlar bir seldir caddelerinde boz bulanık
Çalkalanır gider zamanın o belirsiz akışında
Kimi gün tarifsiz bir heyecan duyarsın
Martıların çığlık çığlığa bağırışında

Gemiler kalkar rıhtımlarından özlem dolu
Herkes bu şehirde bir şey bırakır gider
Sürmez ömrü dostlukların bir gül kadar
Köhne meyhanelerinde unutulur sevgiler

Anıları vardır insanların bu şehirde
Durup durup nemli gözlerle hatırladığı
Kimi gün içini bir karanlık basar da
Çalar kapını bir dost gibi ayışığı

İstanbul ölülerin bile yaşadığı şehir
Ve insanların yaşadıkça biraz öldükleri
Birgün bu şehirden başını alıp gidesin gelir
Çıkmaz kulağından vapur düdükleri

Nereye gitsen o vazgeçilmez tutku seninle
Seninle o özlem,o aşk,o sevgi
Ne kadar kaçsan,birgün anlarsın
Güzel olan her şey biraz İstanbul gibi

İstanbul gibi vefasız ve esrarlı
İmkansız sırrına ermek güzelliklerin
Ve upuzun bir bekleyiştir bu şehirde yaşamak
Bir bir yıkılır hayallerin,gelmez beklediklerin

İstanbul'u sevmek ölmek gibi bir şey
Ölmek mi?O da bir yerde yaşamak demektir
Yaşamak,bu şehirde sen varsın diye
İstanbul'u sevmek seni sevmektir


Ümit Yaşar Oğuzcan

30 Eylül 2010 Perşembe

İSTANBUL








Evin içinde bir oda, odada İstanbul
Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul
Adam sigarasını yaktı, bir İstanbul dumanı
Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul
Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
Çekmeğe başladı, oltada İstanbul
Bu ne biçim su, bu nasıl şehir
Şişede İstanbul, masada İstanbul
Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
Bir yanda o, bir yanda ben, ortada İstanbul
İnsan bir kere sevmeye görsün, anladım
Nereye gidersen git, orada İstanbul.


ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

SU DA AYAK İZLERİ









Önce bir deniz düşer aklıma
Masmavi bir şarkı başlar derinden.
Sonra yosun kokan ıslak bir rüzgar;
Saf saf, serin serin gelir,
Rüzgarda lirik fısıltılar,
Rüzgarda ilkbahar sahillerinden
Müjdeler taşıyan sözlerin gelir!

Açılır hayale kıvrak bir yelken,
Çözülür dolaşır mısralar bir bir.
Ve sen gelirsin uzaklardan sen;
Hani o en yitik efsanelerden
Ta ruhuma gülen gözlerin gelir.

Çocuksu bir umut karışır tuza,
Tüm katı gerçekler çözülür, erir.
Kıyıdan bir gölge uzar sonsuza
Yasaklar, incecik bir geçit verir;
Üzerinden ürkek, belli belirsiz
Üzerinden kaçak yakamozlarla

BEKİR SITKI ERDOĞAN
Bana doğru ayak izlerin gelir.

23 Eylül 2010 Perşembe

BİR GÜN










Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde
Gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa
Bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde
Ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa
Bil ki seni düşünüyorum

Bir vapur yanaşırsa rıhtımına bin, acil
Örtün karanlıkları masmavi denizlerde
Ve dinle kalbimi bak nasıl çarpıyor nasıl
O bütün özlemlerin koyulaştığı yerde
Bil ki seni bekliyorum

Bir sabah gün doğarken aç perdelerini, bak
Sevinçle balkonuna konuyorsa martılar
Kendini tadılmamış derin bir hazza bırak
Dökülsün dudağından en umutlu şarkılar
Bil ki seni istiyorum

Gecelerden bir gece uyanırsan apansız
Uzaklarda elemli, garip bir kuş öterse
Bir ceylan ağlıyorsa dağlarda yapayalnız
Ve bir gün kabrimde bir kara gül biterse
Bil ki seni seviyorum

Ümit Yaşar Oğuzcan

AYRILIK













Her satırı
mendireğe dizili karabatağa benzeyen
bir mektup bırakarak
balıkçı koyundan
sisler içinde uzaklaşan kayık gibi
bir sabah usulca ayrıldın
koynumdan

Bütün yolcularını
boğaz köprüsünün çaldığı
araba vapurunun
boş seferleri
gibi yalnızca rüzgar
gezinir sensiz
yüreğimde

Durgun bir sudur aslında deniz
ki çocukların
acemi oltalarını denedikleri
kuytu bir iskelenin
tahtaları altına yazdığım
ayrılık şiirini okudukça
dalgalanır.

SUNAY AKIN

21 Eylül 2010 Salı

DUYDUN MU?














Kuşlar haber getirdi sana aldın mı?
Ya gördün mü etrafında uçuşan kelebekleri?
Rüzgarın söylediklerini duydun mu?

Ya denizin kokusu,
Ya denizin kokusunun anlattıklarını..
Sessizliğin sesini duydun mu?

Güneşin doğuşunu gördün mü?
Kuşlar haber getirdi sana..
Sensizliğin sessizliğini anlattılar...


B.U.

renklerdeki sen








En sevdiğim renk mavi.
Sensizliği karıştırınca mor oldu.

Şimdi en sevdiğim renk mor.
İçinde sen varsın.


B.U.